|
 |
| Mehmet Ali DOĞAN |
| Jeotermal Enerji Kaynaklarını Araştırma ve
Değerlendirme Vakfı (JEVAK) ve ÇORSİAD Yönetim Kurulu Başkanı |
| YENİLENEBİLİR ENERJİ
KAYNAKLARI |
Enerji tüketimi ekonomik gelişmenin ve sosyal refahın en önemli
göstergelerinden biridir. Bir ülkede kişi başına düşen enerji üretimi
ve/veya tüketimi o ülkedeki hayat standardını yansıtması bakımından
büyük önem arz etmektedir. 2005 yılı başı itibariyle Türkiye’de kişi
başına elektrik enerjisi tüketimi brüt 1950 kWh’ye ulaşmış olmasına
rağmen, bu rakamın Avrupa’da yaklaşık 6500 kWh/kişi ve dünya
ortalamasının ise 2350 kWh/kişi olduğu dikkate alınırsa; ülkemiz için
kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketiminin oldukça düşük seviyede
olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, başta yenilenebilir enerji olmak
üzere, enerji arzının artırılmasının gereği ortadadır.
Ülkemiz hızlı bir sosyal ve ekonomik gelişim göstermektedir. Bu
gelişmeye paralel olarak gereksinim duyulan enerji; dışa bağımlı ve
fosil kökenli enerji kaynakları yerine öncelikle yerli enerji
kaynaklarından elde edilmelidir. Kesintisiz, kaliteli, güvenilir ve
ekonomik enerji elde etmek üzere hazırlanan projelerin; çevreye olumsuz
etkilerinin yenilenebilir enerji kaynaklarında olduğu gibi en az
olmasına dikkat edilmelidir.
Ülkemizin uzun dönem enerji talebini belirlemek üzere T.C. Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinatörlüğünde DPT, Hazine, EPDK ve diğer
ilgili kuruluşların katılımı ile yapılan talep projeksiyonu çalışmaları
sonuçlarına göre;
* Genel enerji talebimizin 2010 yılında 126 milyon TEP’e, 2020 yılında
ise 222 milyon TEP’e ulaşması beklenmektedir.
* 2003 yılı sonu itibariyle 141,2 milyar kWh olarak gerçekleşen elektrik
enerjisi tüketiminin 2010 ve 2020 yıllarında sırasıyla yüksek senaryoda
242 milyar kWh ve 499 milyar kWh, düşük senaryoda ise 216 milyar kWh ve
406 kWh, aynı yıllar için puant güç talebinin yüksek senaryoya göre
39.000 MW ve 79.000 MW civarında olması beklenmektedir. 2003 yılında
35.587 MW olan elektrik enerjisi toplam kurulu gücümüz 2004 yılı sonunda
37.480 MW’a ulaşmış olacaktır.
2005 yılında, ülkemizin birincil enerji kaynakları üretimi 23,8 Mtep
(Milyon Ton Petrol Eşdeğeri), genel enerji tüketimi ise 83,8 Mtep olarak
gerçekleşmiştir. Genel enerji tüketiminde %38 ile petrol en büyük payı
almış olup, bunu %27 ile kömür, %23 ile doğal gaz, geri kalan %12’lik
bölümü ise hidroelektrik dahil olmak üzere yenilenebilir kaynaklar
oluşturmuştur.
2005 yılı itibariyle ülkemiz birincil enerji talebinin ancak %23’ü yerli
kaynaklar ile karşılanmıştır. Bu oranın 2010 yılında %29, 2020 yılında
ise %30’a ulaşması beklenmektedir. Enerji güvenilirliği açısından dışa
bağımlılığı kabul edilebilir düzeylerde tutmak, enerji güvenliği ve
çeşitliliğinin arttırılması amacıyla, yenilenebilir enerji
kaynaklarımıza gereken önem verilmeli ve istihdam da göz önünde
tutularak, enerji üretiminin bu kaynaklardan sağlanmasına özen
gösterilmelidir.
Gerek ülkemizin imzaladığı İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinde ve
gerekse Kyoto Protokolü ile Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin
direktiflerinde potansiyel mevcutsa yenilenebilir enerji kaynaklarının
konut, işyerlerinin ısıtılmasında ve elektrik üretiminde kullanılması
zorunlu kılınmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılma
potansiyelinin hali hazırda yeterince kullanılmaması nedeni ile,
ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasını teşvik
etmesi, öncelik vermesini yükümlülük olarak getirmiştir. Bunun mahalli
istihdam yaratacağı, toplumsal dayanışma üzerinde olumlu etki yapacağı,
sera gazı emisyonlarını düşüreceği ve enerji güvenliğini sağlayacağı
özellikle vurgulanmıştır. Sera gazı emisyonunun düşürülmesi ancak
yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına bağlıdır.
Son yıllarda, dünya ülkelerinde, tek enerji kaynağına bağlı kalmamak
gerektiği düşüncesi hâkim olunmuş ve enerji güvenliği kavramı ortaya
çıkmıştır. Yine, son yıllarda ortaya çıkan çevre bilinci, fosil
yakıtlara dayalı enerji üretimi ve tüketiminin bölgesel ve küresel
seviyede çevreye zararlı olduğunun anlaşılmasını sağlamıştır.
Yenilenebilir enerjide böyle bir problem yoktur ve çevre dostu enerji
kaynaklarıdır. Gerek enerjide ithalat bağımlılığının azaltılması gerekse
arz güvenliğinin sağlanması bakımından yenilenebilir enerji kullanımı,
ülkemiz ulusal enerji politikası açısından son derece önemlidir.
Avrupa Parlamentosu’nun 2001/77/EC sayılı Direktifi ile, Avrupa Birliği
içinde:
- enerji kaynaklarının emniyeti ve çeşitlendirilmesinin
sağlanması,
- çevre koruma,
- sosyal ve ekonomik uyum
açısından, enerji tüketiminin % 12’sinin yenilenebilir kaynaklar
vasıtasıyla sağlanması hedeflenmektedir. Bu hedef, elektrik enerjisi
açısından % 22.1’e karşılık gelmektedir. Bu hedef doğrultusunda;
10.05.2005 tarihinde T.B.M.M Genel Kurulunda kanunlaşıp 17.05.2005
tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5346 Sayılı
Yenilenebilir Enerji Kanunu ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda
da tanımlandığı üzere; Yenilenebilir enerji kaynakları (YEK), Hidrolik,
rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, biyogaz, dalga, akıntı enerjisi ve
gel-git gibi fosil olmayan enerji kaynaklarıdır.
5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kanunun amacı; yenilenebilir enerji
kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının
yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli
biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması,
sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların değerlendirilmesi,
çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan
imalat sektörünün geliştirilmesidir.
Yenilenebilir Enerjiye güç veren bazı faktörler:
* Kyoto Protokolü’nün çok uluslu şirketlere olan etkisi
* EU Emisyonları Ticaret Sistemi
* Petrol fiyatları
* ABD’nin enerji üretim vergi indirimidir. |