Sitemize Hoşgeldiniz | ÇORSİAD - Çorumlu Sanayici ve İşadamları Derneği
Çorum Lu Hemşehrilerimizden Diş Hekimi Abdullah Sert Ve Diş Hekimi Emel
Sert Ziya Gökalp Cad.Gökalp Apt.No:20/7 Tömer Yanı Kızılay Adresınde Tüm
Uzman Kadrosu Ile Diş Kliniği Açmışlardır.Hemşehrilerimize Özel Sürpriz
Tedavi İndirimleri İle Hizmetinizdedir.
Kaplıca güzel bir Türkçe sözcük, kapalı ve ılıcadan üremiş. Doğal sıcak
suların-ılıcaların, özellikle sağlık amaçlı kullanıldığı “yöre” veya
“yapıları” tanımlıyor. İngilizce’deki tam karşılığı “spa”. Ancak hemen
tüm dünya dillerinde kullanılan Latince kaynaklı “termal” sözcüğü de
aynı anlamı veriyor. Bu sözcük, bir dünya imparatorlu olan Roma’nın
hakim olduğu tüm topraklarda inşa ettiği görkemli “thermae”lerden
geliyor ve sağlık ve rekreasyon için doğal sıcak su kullanımını ifade
ediyor. Roma hamamları yanında Türk hamamları ve kaplıca hamamları da bu
kullanımın tipik örneklerini temsil ediyor. Çünkü Romalılar gibi üç
kıtaya yayılan bir dünya imparatorluğu kuran Osmanlılar, bu doğal sıcak
su kullanım geleneğini geliştirerek sürdürmüş ve egemenlik alanlarına
tıpkı Romalılar gibi yaymıştır. Roma’nın thermae ve Osmanlı’nın Türk
hamamı geleneği günümüzde de Asya, Afrika ve Avrupa’da canlı bir şekilde
sürüyor. Ve ili korunmuş birçok tarihi hamam ve kaplıca yapısı halen
aktif olarak hizmet görüyor, tabi ki sayısız antik hamam ve kaplıca
kalıntısı da cabası.
Kaplıca Tıbbı
Günümüzde termalizm veya kaplıca tıbbı kavramları ile ifade edilen
kaplıcaların sağlık amaçlı bu tarihsel kullanımı, modern kanıta dayalı
tıp yaklaşımı temelinde yeniden değerlendirilmekte ve geleneksel
kullanımın yüzyıllara dayanan ampirik yararları üzerine bilimsel
kanıtlar hızla artmaktadır. Aslında, orta, doğu ve güney Avrupa
bölgelirned İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinin tersine, kaplıca
tedavisi bilimsel tıbbın ayrılmaz bir parçası olmayı geçen yüzyılda
sürdürmüş ve bu ülkelerde sağlık sigortalarınca kısmen ya da tamamen
finanse edilen sağlık hizmetleri ağı içinde yer almıştır. Türkiye’de ise
kaplıca tıbbı sınırlı bir aktivite gösterebilmiş, Atatürk’ün
direktifleri ile İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kurulan
Hidroklimatoloji kürsüsü, ne yazık ki diğer top fakültelerinde
çoğaltılamamış, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Gaziosmanpaşa
Üniversitesi (Tokat) Tıp Fakültesi ile sınırlı kalmıştır. Genç Türkiye
Cumhuriyeti’nin ana sağlık yasası Hıfzısıhha Kanunu içinde kaplıcalara
ayrı bir bölüm ayrılmış ve yasal düzenlemeler tanımlanmıştır. Daha sonra
çıkarılan yasa ve yönetmelikler ile kaplıca tesislerinin standartları,
sağlık personeli özellikleri tanımlanmıştır. Hem Emekli Sandığı hem de
Sosyal Sigortalarca kaplıca tedavisi, yönetmeliklere göre Sağlık
Bakanlığınca ruhsatlandırılan kaplıcalarda yapıldığında finanse edilmiş,
hastaların kaplıca tedavi ve yol giderleri karşılanmış ve hastalar
günlük bir harcırah ile desteklenmişlerdir. Ancak Türkiye’de özellikle
20. yy ikinci yarısı egemen olan tıp anlayışı, kaplıca tedavisi
kullanımını desteklemediği için sosyal kaplıca kullanımı çok sınırlı
kalmıştır. Ancak, ülkemiz topraklarındaki sayısız termal kaynak ve
buralarda kurulu en ilkelinden en lüksüne sayısız kaplıca tesisinde
halkımız kaplıca geleneğini canlı tutmuştur. Kaba bir hesaplamayla,
ülkemizde yılda en az bir gece kaplıcada konaklayan kişi sayısı 8
milyonu bulurken, sosyal termalizm çerçevesinde 2 ila 3 haftalık
sürelerde doktor raporuyla bir yılda kaplıca tedavisine gönderilen kişi
sayısı ancak bir iki binli rakamlarda kalmıştır.
Günümüzde Kaplıcalar ve Sağlık
Kaplıca tedavisinin, çoğunlukla ortam değişimi ile birlikte olması,
günlük yaşantının fiziksel, ruhsal ve sosyal stresinden uzaklaşmayı
sağlaması ve bir rekreasyon, dinlenme olanağı olması gibi özellikleri,
kaplıca ziyaretlerinin, bir tatlı yada bir turistik fenomen niteliğini
taşımasını sağlamıştır. Nitekim, bu niteliği ABD, Kanada, ve İngiltere
gibi ülkelerde ana akım tıbbı dışına itilip, sağlık hizmetleri ile
bağlantısı kesildiği ve tedavi edici niteliği ile tanımlanmadığı için,
gelişemeden sınırlı düzeyde sürmüştür. Son on yıllarda bu ülkelerde
geleneksel termal-kaplıca kullanımının eksik kalan bu yöne, daha çok
güzellik, estetik ve bakım yönünde doldurulmaya çalışılmış, Avrupa,
Roma-Osmanlı geleneğinin tek yönlü bir yorumu olan bir kaplıca/spa
kavram ve olgusu ortaya çıkmış ve oldukça hızlı bir gelişim
göstermiştir. Artık termal su kaynaklarıyla bağlantılı, klasik termalin
yerini Salus Per Aquas’ın akronimi diye açıklanan SPA konsepti almıştır.
Burada söz konusu düz su ile sağlıktır; doğal mineralli yada termal
suyun yerini çeşme suyu ve bazen de suya karıştırılan mineral tuzları
yada aromatik esanslar almıştır. Ayrıca, kaplıca kullanımına eşlik eden
masaj, egzersiz, diyet, sağlık eğitimi ve benzeri tamamlayıcı
uygulamalar genellikle korunurken, bunlara egzotik alternatif doğu tıbbı
uygulamaları da eklenmiştir. Kuzey Amerika kaynaklı bu “modern trend”
yada “SPA epldemisi” ülkemiz dahil tüm Avrupa’yı etkisine almış
bulunmaktadır. BU nedenle Türkiye’de son yıllarda 5 yıldızlı şehir ve
resort otellerinde “SPA” ve deniz resortlarında ise SPA’ların deniz suyu
kullanılanı olan “talosso” birimleri neredeyse “olmazsa olmaz” bir
aksesuar haline gelmiştir. Diğer yandan termal kaynakların bulunduğu
yörelerimizde de çoğu 4-5 yıldızlı “termal” otellere de her geçen gün
bir yenisi eklenmektedir. Ve ne yazık ki ülkemizde bir ikinci “kaplıca
kür merkezi” kurulup faaliyete geçirilememiştir.
Sağlık Turizmi ve Kaplıcalar
Herhangib bir hastalığa henüz yakalanmamışken, sağlığını koruma ve daha
sağlıklı yaşama isteği ve bilinci günümüz insanının “yeni” bir
karakteristiğini oluşturuyor. İşte tam bu noktada, sağlık turizmi
devreye giriyor, bu bağlamda sık dile getirilen “sağlık tatili” yada
“tatilde sağlık” kavramları da Sözkonusu. Giderek daha iyi anlaşılıyor
ki, günlük yaşantının getirdiği stres, yorgunluk ve gerginliklerden uzak
bir kaplıca ortamı günümüz insanının sadece fiziksel bedensel değil,
zihinsel-ruhsal sağlığı için de ideal bir atmosfer ve ortam oluşturuyor.
Sıcak su banyoları, içmeceler, inhalasyonlar ve buhar banyoları gibi
kaplıcalara özgün uygulamalar ile, çoğu kaplıca merkezinde uygulanan
egzersiz, masaj, diyet ve beslenme ve daha başka doğal ve geleneksel
yöntemler kaplıcaları “sağlık tatili” için ideal ortamlar haline
getiriyor. Bu arada wellness, fitness, anti-stres, anti-yaşlanma gibi,
yani stresi, yaşlanmayı önleyici, insanı daha güçlü yapıcı bir takım kür
kavramları gelişiyor. Wellness denilen “sihirli” sözcük, İngilizce
wellbeing ile fitness sözcüklerinden türetilmiş yapay bir sözcük olarak,
daha sağlıklı bir yaşam amaçlı bir tatil-dinlenme için kaplıcalarda kür
almayı seçme ve daha sağlıklı olarak kaplıcalardan dönme anlamında da
kullanılıyor.
Kaplıca Tedavisi, Kaplıca Kürü
Kaplıca tedavisi, baineolojik (termal ve mineralli sular, çamurlar,
gazlar) ile, bu kaynakların doğal olarak bulunduğu yerlerde (kaplıca ve
ılıcalarda), bazen iklimsel faktörler ile kombine yapılan tedavi olarak
kısaca tanımlanabilir ve “ kaplıca kürü” diye de anılır. Kaplıca
tedavisinin temelini “balneolojik kaynaklar”, yani yöreye özgü doğal
iyileştirici unsurlar (termal ve mineralli sular, çamurlar, gazlar) ve
iklim koşulları oluşturur. Kaplıcı kürünün özgünlüğünü, bu doğal tedavi
edici etkenlerden balneo-klimatolojik yöntemlerle (balneoterapi ve
klimaterapi) yararlanma sağlar. Kaplıca tedavisi, bu yöntemleri
genellikle diğer farmakolojik olmayan terapotik yöntemlerle kombine
eder. Bu yöntemler arasında masaj, egzersiz ve hidroterapi en sık
kullanılanlardır. Ancak kaplıcaların özgünlüğünü sağlayan termal ve
mineralli sular, peloidler ve gazlarla yapılan banyo, içme ve inhalasyon
uygulamaları diye tanımlanan balneoterapi, kaplıca tedavisi paketlerinin
“olmazsa olmaz” modalitesini oluşturur. Bu arada, balneoterapi ile
hidroterapi sıklıkla birbirine karıştırılır. Oysa, balneoterapide doğal
termal mineralli sular kullanılırken, hidroterapide düz su yada musluk
suyu kullanılır. Diğer yandan, kaplıca tedavisi ile balneoterapi
karşılığı da söz konusudur. Kaplıca tedavisinde bir dizi farklı tedavi
yöntemleri kullanılır, ki bunlar içinde balneoterapi mutlaka hidroterapi
ise çoğunlukla yer alır. Ayrıca kaplıca tedavisi ortam ve yaşam tarzı
değişikliği ile kendine özgü bir terapotik atmosfir de oluşturur.
Lokomotif sistem hastalıkları hem geleneksel hem de bilimsel olarak
kaplıca tedavisinin en yakın kullanıldığı hastalık grubunu oluşturur.
Örneğin, ülkemizde kaplıca tedavisi görenlerin % 90-95’i bu tür bir
hastalığı olanlardır. Bu oranın dünya ortalaması % 60-70 kadardır.
Kaplıca Tıbbı
Kaplıca tedavisi yanında, kaplıcalarda yürütülen her türlü tıbbsi pratik
ve hekimlik faaliyetleri içeren bilimsel bir tıp alanı olarak tanımlanan
kaplıca tıbbı gelişimini sürdürmektedir. Son yıllarda tamamlayıcı tıp
yöntemlerine karşı genel kamuoyunda varolan yönelişin açığa çıkması,
buna karşın bilimsel çevrelerde varolan önyargı ve dışlamanın azalması
kaplıca tedavilerine olan bilimsel ilgi ve araştırmaların daha da
artmasına yol açmıştır.
Kaplıca Tedavisi Yöntemleri
Kaplıca tedavisinde kullanılması gereken sular ve uygulanacak olan
yöntemlerin neler olduğu; hastaların yaşları, sahip oldukları
hastalıklar gibi özelliklerine göre değişiklik gösterir. Uygun banyo
suyu sıcaklığı genelde 34-36 santigrat derece olarak kabul edilir. Bu
sıcaklık suda uygulanacak banyonun süresi günlük bir sefer 20 dakikadır.
Banyolar 2-4 hafta süreyle günde bir ya da günaşırı bir banyo şeklinde
yapılır. Karbondioksitli sularla yapılan banyolarda önerilen yöntem ise
2 gün üst üste banyo yapıp üçüncü gün ara verilmesidir.
Karbondioksitli su banyoları dışında hastaların banyo havuzu içerisinde
rahatça hareket edebilmesi gerekir. Karbondioksitli su banyolarında ise,
kalbe ek yük gelmesinden kaçınmak için hastanın banyo havuzunda
hareketsiz kalması gerekir. Özellikle yaşlıların ve hafif derece kalp
yetmezliği olanların yarım banyo uygulamasını kullanmasında yarar
vardır. İleri derece kalp yetmezliği olanların ise kaplıca sularıyla
banyo uygulaması sakıncalıdır.
Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik
hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri ve bazı kadın
hastalıklarıdır. Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 15-20 kür uygulanır.
Banyo süresi günlük 20-30 dakikadır. Uygun banyo sıcaklığı ise 36-42
santigrat derecedir.
Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik
hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri, bazı kadın
hastalıkları ve dermatolojik hastalıklardır. Kür süresi 3-5 haftadır ve
toplam 15-20 banyo kürü uygulanır. Banyo süresi günlük 15-20 dakikadır.
Uygun banyo sıcaklığı 33-38 santigrat derecedir.
* Karbondioksitli sular: (0,5-1 g/L karbondioksit içeren sular);
Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik
hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri, bazı kadın
hastalıkları ve dermatolojik hastalıklar ve sağlık kontrolü altında
olmak üzere kardiyovasküler sistem hastalıklarıdır. Kür süresi 3-5
haftadır ve toplam 10-15 banyo kürü uygulanır. Banyo süresi günlük 15-20
dakikadır. Uygun banyo sıcaklığı 33-35 santigrat derecedir.
Bu tedavi yöntemlerinde olduğu gibi kaplıca banyo tedavisinin de uzman
doktor kontrolü altında uygulanması gerekir.
Kimler İçin Kaplıca Uygun Değildir?
Belki sağlıklı bir insan kaplıca kürü aldığında çok az sorun çıkabilir,
ama uzman bir doktorun yönlendirmesi söz konusu değilse, aşağıdaki
durumlarda kaplıca tedavisi ve kürünün uygulanması sakıncalıdır;
* Ateşle seyreden hastalıklarda ve herhangi bir organın enfeksiyon
hastalıklarında (örneğin sarılık, plörezi, nefrit vs.), çünkü enfeksiyon
daha da ağırlaşabilir, vücut yüksekliği çok yükselebilir.
* Hastaların akut (alevlenme dönemleri) çünkü bu durumlarda altta yatan
hastalık süreçlerini kaplıca tedavisi daha da fazla şiddetlendirebilir.
* Organ yetmezlikleri (örneğin kalp, böbrek, karaciğer gibi organların
yetersizliklerinde). Sağlıklı kalın