Sitemize Hoşgeldiniz   |   ÇORSİAD - Çorumlu Sanayici ve İşadamları Derneği    

Çorum Lu Hemşehrilerimizden Diş Hekimi Abdullah Sert Ve Diş Hekimi Emel Sert Ziya Gökalp Cad.Gökalp Apt.No:20/7 Tömer Yanı Kızılay Adresınde Tüm Uzman Kadrosu Ile Diş Kliniği Açmışlardır.Hemşehrilerimize Özel Sürpriz Tedavi İndirimleri İle Hizmetinizdedir.

 İRTİBAT 431 08 28 GSM 0505 3302748-49 - 0532 2230066

 

    ANKET
Derneğimize Üyemisiniz?
Evet Üyeyim (18%)
Hayır Değilim (38%)
Üye Olmak İstiyorum (44%)



Toplam 50 kişi katıldı.

 

ÇORUM

ANKARA

 
    SITE ISTATISTIK
Online 3
 Bugün 9
 Toplam 13098
Ip No:38.103.63.58
 

 

    ÇORUM GAZETELERİ

   Çorum Dost Haber

   Çorum Haber

   Çorum Hakimiyet

   İskilip Haber

   Yıldız Haber

Prof. Dr. M. Zeki KARAGÜLLE
KAPLICA TIBBI VE TEDAVİSİ

Kaplıcalar; Tarihsel ve doğal zenginlik

Kaplıca güzel bir Türkçe sözcük, kapalı ve ılıcadan üremiş. Doğal sıcak suların-ılıcaların, özellikle sağlık amaçlı kullanıldığı “yöre” veya “yapıları” tanımlıyor. İngilizce’deki tam karşılığı “spa”. Ancak hemen tüm dünya dillerinde kullanılan Latince kaynaklı “termal” sözcüğü de aynı anlamı veriyor. Bu sözcük, bir dünya imparatorlu olan Roma’nın hakim olduğu tüm topraklarda inşa ettiği görkemli “thermae”lerden geliyor ve sağlık ve rekreasyon için doğal sıcak su kullanımını ifade ediyor. Roma hamamları yanında Türk hamamları ve kaplıca hamamları da bu kullanımın tipik örneklerini temsil ediyor. Çünkü Romalılar gibi üç kıtaya yayılan bir dünya imparatorluğu kuran Osmanlılar, bu doğal sıcak su kullanım geleneğini geliştirerek sürdürmüş ve egemenlik alanlarına tıpkı Romalılar gibi yaymıştır. Roma’nın thermae ve Osmanlı’nın Türk hamamı geleneği günümüzde de Asya, Afrika ve Avrupa’da canlı bir şekilde sürüyor. Ve ili korunmuş birçok tarihi hamam ve kaplıca yapısı halen aktif olarak hizmet görüyor, tabi ki sayısız antik hamam ve kaplıca kalıntısı da cabası.

Kaplıca Tıbbı

Günümüzde termalizm veya kaplıca tıbbı kavramları ile ifade edilen kaplıcaların sağlık amaçlı bu tarihsel kullanımı, modern kanıta dayalı tıp yaklaşımı temelinde yeniden değerlendirilmekte ve geleneksel kullanımın yüzyıllara dayanan ampirik yararları üzerine bilimsel kanıtlar hızla artmaktadır. Aslında, orta, doğu ve güney Avrupa bölgelirned İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinin tersine, kaplıca tedavisi bilimsel tıbbın ayrılmaz bir parçası olmayı geçen yüzyılda sürdürmüş ve bu ülkelerde sağlık sigortalarınca kısmen ya da tamamen finanse edilen sağlık hizmetleri ağı içinde yer almıştır. Türkiye’de ise kaplıca tıbbı sınırlı bir aktivite gösterebilmiş, Atatürk’ün direktifleri ile İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kurulan Hidroklimatoloji kürsüsü, ne yazık ki diğer top fakültelerinde çoğaltılamamış, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi (Tokat) Tıp Fakültesi ile sınırlı kalmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ana sağlık yasası Hıfzısıhha Kanunu içinde kaplıcalara ayrı bir bölüm ayrılmış ve yasal düzenlemeler tanımlanmıştır. Daha sonra çıkarılan yasa ve yönetmelikler ile kaplıca tesislerinin standartları, sağlık personeli özellikleri tanımlanmıştır. Hem Emekli Sandığı hem de Sosyal Sigortalarca kaplıca tedavisi, yönetmeliklere göre Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan kaplıcalarda yapıldığında finanse edilmiş, hastaların kaplıca tedavi ve yol giderleri karşılanmış ve hastalar günlük bir harcırah ile desteklenmişlerdir. Ancak Türkiye’de özellikle 20. yy ikinci yarısı egemen olan tıp anlayışı, kaplıca tedavisi kullanımını desteklemediği için sosyal kaplıca kullanımı çok sınırlı kalmıştır. Ancak, ülkemiz topraklarındaki sayısız termal kaynak ve buralarda kurulu en ilkelinden en lüksüne sayısız kaplıca tesisinde halkımız kaplıca geleneğini canlı tutmuştur. Kaba bir hesaplamayla, ülkemizde yılda en az bir gece kaplıcada konaklayan kişi sayısı 8 milyonu bulurken, sosyal termalizm çerçevesinde 2 ila 3 haftalık sürelerde doktor raporuyla bir yılda kaplıca tedavisine gönderilen kişi sayısı ancak bir iki binli rakamlarda kalmıştır.

Günümüzde Kaplıcalar ve Sağlık

Kaplıca tedavisinin, çoğunlukla ortam değişimi ile birlikte olması, günlük yaşantının fiziksel, ruhsal ve sosyal stresinden uzaklaşmayı sağlaması ve bir rekreasyon, dinlenme olanağı olması gibi özellikleri, kaplıca ziyaretlerinin, bir tatlı yada bir turistik fenomen niteliğini taşımasını sağlamıştır. Nitekim, bu niteliği ABD, Kanada, ve İngiltere gibi ülkelerde ana akım tıbbı dışına itilip, sağlık hizmetleri ile bağlantısı kesildiği ve tedavi edici niteliği ile tanımlanmadığı için, gelişemeden sınırlı düzeyde sürmüştür. Son on yıllarda bu ülkelerde geleneksel termal-kaplıca kullanımının eksik kalan bu yöne, daha çok güzellik, estetik ve bakım yönünde doldurulmaya çalışılmış, Avrupa, Roma-Osmanlı geleneğinin tek yönlü bir yorumu olan bir kaplıca/spa kavram ve olgusu ortaya çıkmış ve oldukça hızlı bir gelişim göstermiştir. Artık termal su kaynaklarıyla bağlantılı, klasik termalin yerini Salus Per Aquas’ın akronimi diye açıklanan SPA konsepti almıştır. Burada söz konusu düz su ile sağlıktır; doğal mineralli yada termal suyun yerini çeşme suyu ve bazen de suya karıştırılan mineral tuzları yada aromatik esanslar almıştır. Ayrıca, kaplıca kullanımına eşlik eden masaj, egzersiz, diyet, sağlık eğitimi ve benzeri tamamlayıcı uygulamalar genellikle korunurken, bunlara egzotik alternatif doğu tıbbı uygulamaları da eklenmiştir. Kuzey Amerika kaynaklı bu “modern trend” yada “SPA epldemisi” ülkemiz dahil tüm Avrupa’yı etkisine almış bulunmaktadır. BU nedenle Türkiye’de son yıllarda 5 yıldızlı şehir ve resort otellerinde “SPA” ve deniz resortlarında ise SPA’ların deniz suyu kullanılanı olan “talosso” birimleri neredeyse “olmazsa olmaz” bir aksesuar haline gelmiştir. Diğer yandan termal kaynakların bulunduğu yörelerimizde de çoğu 4-5 yıldızlı “termal” otellere de her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Ve ne yazık ki ülkemizde bir ikinci “kaplıca kür merkezi” kurulup faaliyete geçirilememiştir.

Sağlık Turizmi ve Kaplıcalar

Herhangib bir hastalığa henüz yakalanmamışken, sağlığını koruma ve daha sağlıklı yaşama isteği ve bilinci günümüz insanının “yeni” bir karakteristiğini oluşturuyor. İşte tam bu noktada, sağlık turizmi devreye giriyor, bu bağlamda sık dile getirilen “sağlık tatili” yada “tatilde sağlık” kavramları da Sözkonusu. Giderek daha iyi anlaşılıyor ki, günlük yaşantının getirdiği stres, yorgunluk ve gerginliklerden uzak bir kaplıca ortamı günümüz insanının sadece fiziksel bedensel değil, zihinsel-ruhsal sağlığı için de ideal bir atmosfer ve ortam oluşturuyor. Sıcak su banyoları, içmeceler, inhalasyonlar ve buhar banyoları gibi kaplıcalara özgün uygulamalar ile, çoğu kaplıca merkezinde uygulanan egzersiz, masaj, diyet ve beslenme ve daha başka doğal ve geleneksel yöntemler kaplıcaları “sağlık tatili” için ideal ortamlar haline getiriyor. Bu arada wellness, fitness, anti-stres, anti-yaşlanma gibi, yani stresi, yaşlanmayı önleyici, insanı daha güçlü yapıcı bir takım kür kavramları gelişiyor. Wellness denilen “sihirli” sözcük, İngilizce wellbeing ile fitness sözcüklerinden türetilmiş yapay bir sözcük olarak, daha sağlıklı bir yaşam amaçlı bir tatil-dinlenme için kaplıcalarda kür almayı seçme ve daha sağlıklı olarak kaplıcalardan dönme anlamında da kullanılıyor.

Kaplıca Tedavisi, Kaplıca Kürü

Kaplıca tedavisi, baineolojik (termal ve mineralli sular, çamurlar, gazlar) ile, bu kaynakların doğal olarak bulunduğu yerlerde (kaplıca ve ılıcalarda), bazen iklimsel faktörler ile kombine yapılan tedavi olarak kısaca tanımlanabilir ve “ kaplıca kürü” diye de anılır. Kaplıca tedavisinin temelini “balneolojik kaynaklar”, yani yöreye özgü doğal iyileştirici unsurlar (termal ve mineralli sular, çamurlar, gazlar)  ve iklim koşulları oluşturur. Kaplıcı kürünün özgünlüğünü, bu doğal tedavi edici etkenlerden balneo-klimatolojik yöntemlerle (balneoterapi ve klimaterapi) yararlanma sağlar. Kaplıca tedavisi, bu yöntemleri genellikle diğer farmakolojik olmayan terapotik yöntemlerle kombine eder. Bu yöntemler arasında masaj, egzersiz ve hidroterapi en sık kullanılanlardır. Ancak kaplıcaların özgünlüğünü sağlayan termal ve mineralli sular, peloidler ve gazlarla yapılan banyo, içme ve inhalasyon uygulamaları diye tanımlanan balneoterapi, kaplıca tedavisi paketlerinin “olmazsa olmaz” modalitesini oluşturur. Bu arada, balneoterapi ile hidroterapi sıklıkla birbirine karıştırılır. Oysa, balneoterapide doğal termal mineralli sular kullanılırken, hidroterapide düz su yada musluk suyu kullanılır. Diğer yandan, kaplıca tedavisi ile balneoterapi karşılığı da söz konusudur. Kaplıca tedavisinde bir dizi farklı tedavi yöntemleri kullanılır, ki bunlar içinde balneoterapi mutlaka hidroterapi ise çoğunlukla yer alır. Ayrıca kaplıca tedavisi ortam ve yaşam tarzı değişikliği ile kendine özgü bir terapotik atmosfir de oluşturur. Lokomotif sistem hastalıkları hem geleneksel hem de bilimsel olarak kaplıca tedavisinin en yakın kullanıldığı hastalık grubunu oluşturur. Örneğin, ülkemizde kaplıca tedavisi görenlerin % 90-95’i bu tür bir hastalığı olanlardır. Bu oranın dünya ortalaması % 60-70 kadardır.

Kaplıca Tıbbı

Kaplıca tedavisi yanında, kaplıcalarda yürütülen her türlü tıbbsi pratik ve hekimlik faaliyetleri içeren bilimsel bir tıp alanı olarak tanımlanan kaplıca tıbbı gelişimini sürdürmektedir. Son yıllarda tamamlayıcı tıp yöntemlerine karşı genel kamuoyunda varolan yönelişin açığa çıkması, buna karşın bilimsel çevrelerde varolan önyargı ve dışlamanın azalması kaplıca tedavilerine olan bilimsel ilgi ve araştırmaların daha da artmasına yol açmıştır.

Kaplıca Tedavisi Yöntemleri

Kaplıca tedavisinde kullanılması gereken sular ve uygulanacak olan yöntemlerin neler olduğu; hastaların yaşları, sahip oldukları hastalıklar gibi özelliklerine göre değişiklik gösterir. Uygun banyo suyu sıcaklığı genelde 34-36 santigrat derece olarak kabul edilir. Bu sıcaklık suda uygulanacak banyonun süresi günlük bir sefer 20 dakikadır. Banyolar 2-4 hafta süreyle günde bir ya da günaşırı  bir banyo şeklinde yapılır. Karbondioksitli sularla yapılan banyolarda önerilen yöntem ise 2 gün üst üste banyo yapıp üçüncü gün ara verilmesidir.

Karbondioksitli su banyoları dışında hastaların banyo havuzu içerisinde rahatça hareket edebilmesi gerekir. Karbondioksitli su banyolarında ise, kalbe ek yük gelmesinden kaçınmak için hastanın banyo havuzunda hareketsiz kalması gerekir. Özellikle yaşlıların ve hafif derece kalp yetmezliği olanların yarım banyo uygulamasını kullanmasında yarar vardır. İleri derece kalp yetmezliği olanların ise kaplıca sularıyla banyo uygulaması sakıncalıdır.

Çeşitli Sularla Banyo Yöntemleri

* Tuzla niteliğindeki sular (%1.5-5 NaCI içerenler):

Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri ve bazı kadın hastalıklarıdır. Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 15-20 kür uygulanır. Banyo süresi günlük 20-30 dakikadır. Uygun banyo sıcaklığı ise 36-42 santigrat derecedir.

* Kükürtlü sular (150 mg/L-2 değerlikli kükürt içerenler):

Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri, bazı kadın hastalıkları ve dermatolojik hastalıklardır. Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 15-20 banyo kürü uygulanır. Banyo süresi günlük 15-20 dakikadır. Uygun banyo sıcaklığı 33-38 santigrat derecedir.

* Karbondioksitli sular: (0,5-1 g/L karbondioksit içeren sular);

Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri, bazı kadın hastalıkları ve dermatolojik hastalıklar ve sağlık kontrolü altında olmak üzere kardiyovasküler sistem hastalıklarıdır. Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 10-15 banyo kürü uygulanır. Banyo süresi günlük 15-20 dakikadır. Uygun banyo sıcaklığı 33-35 santigrat derecedir.

Bu tedavi yöntemlerinde olduğu gibi kaplıca banyo tedavisinin de uzman doktor kontrolü altında uygulanması gerekir.

Kimler İçin Kaplıca Uygun Değildir?

Belki sağlıklı bir insan kaplıca kürü aldığında çok az sorun çıkabilir, ama uzman bir doktorun yönlendirmesi söz konusu değilse, aşağıdaki durumlarda kaplıca tedavisi ve kürünün uygulanması sakıncalıdır;

* Ateşle seyreden hastalıklarda ve herhangi bir organın enfeksiyon hastalıklarında (örneğin sarılık, plörezi, nefrit vs.), çünkü enfeksiyon daha da ağırlaşabilir, vücut yüksekliği çok yükselebilir.

* Hastaların akut (alevlenme dönemleri) çünkü bu durumlarda altta yatan hastalık süreçlerini kaplıca tedavisi daha da fazla şiddetlendirebilir.

* Organ yetmezlikleri (örneğin kalp, böbrek, karaciğer gibi organların yetersizliklerinde).          Sağlıklı kalın

         

KÖŞE YAZARLARIMIZ


İŞVEREN DAVALARI NEDEN KAYBEDER

Av. Yasin GİRGİN
ÇORSİAD Yönetim Kurulu Başkanı
 

EKONOMİK KALKINMADA MÜTEŞEBBİSLİK

Ahmet AKSOY
Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü
 

ÇORUM DIŞINDA YAŞAYAN HEMŞEHRİLERİMİZE SESLENİŞ

Ahmet SAMSUNLU
İ.T.Ü. Öğretim Üyesi, İmar ve İskan Eski Bakanı
 

SAYISAL ÇOĞUNLUK ELİMİZDEYKEN

Günay ERTUĞ
ÇORSİAD Halkla İlişkiler Müdürü
 

TERMAL KAYNAKLAR VE SAĞLIK TURİZMİ

Akif ARKAN
Ankara İl Genel Meclis Üyesi
 

KAPLICA TIBBI VE TEDAVİSİ

Prof. Dr. M. Zeki KARAGÜLLE
 

 

Dergimizin 3. Sayısı Çıktı

.: ÇORSİAD - Çorumlu Sanayici ve İşadamları Derneği :.
Adres: Cevizlidere Mahallesi 14. Cadde 2/20 Balgat ANKARA
Tel: (0.312) 472 19 00  Faks: (0.312) 472 84 19 Email: info@corsiad.org.tr
Webtasarım: İsmail ARSLAN Tel: 0533 3368044 www.ismailarslan.com ismail@ismailarslan.com