Sitemize Hoşgeldiniz | ÇORSİAD - Çorumlu Sanayici ve İşadamları Derneği
Çorum Lu Hemşehrilerimizden Diş Hekimi Abdullah Sert Ve Diş Hekimi Emel
Sert Ziya Gökalp Cad.Gökalp Apt.No:20/7 Tömer Yanı Kızılay Adresınde Tüm
Uzman Kadrosu Ile Diş Kliniği Açmışlardır.Hemşehrilerimize Özel Sürpriz
Tedavi İndirimleri İle Hizmetinizdedir.
Fakülteye girdiğimde ilk öğrendiğim hususlardan biri , hukukun hayatı
takip ettiği , yani hayatta karşılaşılan problemlere getirilen
çözümlerin daha sonra hukuk çerçevesinde ele alınarak düzenleme
yapıldığı idi. Örneğin ortada henüz leasing kanunu yok iken insanlar
kredi ile makine satın alıyorlar , faktoring kanunu yok iken günü
gelmemiş çeklerini kırdırıyorlar , veya ürünün parasını ,ürünün
yeddiemin bir kişiye teslimi şartıyla alıcıya göndererek bir nevi
akreditif işlemi yapıyorlardı. Daha sonra yasama organı , hayatın
bulduğu bu çözümleri kanunlaştırarak düzenleme yapmaktaydı.
Ülkemizde ise , kanunlaştırma , çoğunlukla günlük hayatta karşılaşılan
problemlere getirilen çözümlerin hukuki olarak bir kaynakta toplanması
şeklinde oluyorsa da bazen , sosyal devlet anlayışı ile kimi zaman da
dış kuvvetlerin ( AB,ABD vb.) zorlamasıyla kanunlaştırmalar da
yapılmaktadır. Bu kanunlardan en önemli yer tutanlarından biri de İş
Kanunu ( ve ilgili mevzuat) dur.
Anayasamıza göre “herkes kanun önünde eşittir.” . Ancak , İş
Mahkemelerinde uygulanan 1. prensip ise “işçi lehine yorum” ilkesidir.
İlkenin Anayasaya aykırı olup olmadığı tartışmaları bir yana , bu ilke
ile yapılan bazı düzenlemelerin ülke insanının kişiliğine aykırı olması
nedeni ile hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğu görülmektedir.
Örneğin , işveren işçisine ücret borcunu ödediğini yazılı delille ispat
etmekle yükümlüdür. Ancak ülkemizde işverenler , uzun zamandır süren
ilişkileri , örf adet , ustasından böyle görme nedeni ile , ücret
ödemesi karşılığında “bordro”yu imzalatmayı ihmal etmektedirler. Sonuçta
anlaşmazlık halinde , Mahkeme önünde , ödenmiş ücretler dahi ödenmemiş
gibi değerlendirilmektedir.
Öte yandan , bordroyu imzalatanlar da çoğunlukla ödedikleri ücreti
asgari ücret üzerinden gösterdikleri için , mahkemeler bu “imzalanmış
bordro”ları dahi kabul etmemekte ve işçinin alabileceği ücret miktarını
meslek odalarından , işçi örgütlerinden tespite çalışmaktadır. Bu
ücretin tespitinde de işçinin eğitimi , mesleki deneyimi önem
kazanmaktadır. Hal böyle olunca , üniversite mezunu bir kişiyi , kendi
talebi üzerine gerçekten de asgari ücret gerektiren bir işte
çalıştırdığınızda Mahkeme önünde bu gerçeği ispatlamanız hayli
zorlaşmaktadır.
Yine değişik bir örnekte , iki gün üst üste işe gelmeyen işçi hakkında
tutanak tutulduğu ve hemen akabinde noterden ihbarname gönderilerek iş
akdinin feshedildiğinin bildirildiği görülmektedir. Bu durumda da
işveren Mahkeme önünde haksız duruma düşecektir , zira kanunda yapılan
değişiklikten sonra iş akdinin geçerli bir şekilde haklı nedenle feshi
için öncelikle durum tutanakla belgelenmeli ve sonra işçinin konuyla
ilgili savunmasının alınması gerekmekte , iş akdi ancak bundan sonra
feshi ihbarla sona erdirilebilecektir.
Bizim mevzuatımız , çoğunlukla dışarıdan “ithal” yöntemi ile yapıldığı
için , ülke insanının henüz alışmadığı , uygulamadığı , ülke insanının
önünde giden kanunlar yapılmaktadır. Bu kanunlarla getirilen
düzenlemeler insanımızın aklına ve mantığına , eğitim seviyesine aykırı
düşmektedir. Bu nedenlerle uygulamada büyük problemler yaşanmakta haklı
olan haksız , haksız olan haklı konumuna gelmektedir.
İşveren, yukarda örneklemelerle anlattığım olumsuzluklardan ancak ve
ancak kanuni düzenlemelere harfiyen uyarak kaçınabilir. Bu nedenle
işveren sürekli olarak yeni düzenlemeleri takip etmeli , özlük
dosyalarını , iş sözleşmelerini , işyeri koşullarını , çalışma
saatlerini bu düzenlemelere uygun hale getirmeli ve bunları geçerli bir
şekilde belgelemelidir.
Sözün kısası , işverenler , iş davalarını haksız oldukları için değil ,
mevzuatı takip etmedikleri veya takip etmesi gerekene danışmadan eski
usulde , alıştıkları , büyüklerinden gördükleri çalıştıkları için
kaybederler.